Hakkımda


Pofuduk Ayı bölüm 4: Işık Meyveleri’nin Sırrı

Kirpi’nin Saklı Bahçesi
Sabah, Fısıltı Ormanı’na yağmur sonrası keskin bir toprak kokusu getirmişti. Pofuduk Ayı, Ulu Çınar’ın kökleri arasında uyandığında, Utangaç-Diken Kirpi’nin yerinde olmadığını fark etti. Kirpi, Sessiz Patika’nın dışına, kimsenin ayak basmadığı sık çalılıkların arasına doğru süzülüyordu. Pofuduk Ayı, arkadaşının bu alışılmadık telaşını görünce sessizce peşine düştü. Gezgin-Gaga Turna da yukarıdan, bir gölge gibi onları takip ediyordu.

Kirpi, yosun kaplı kayaların arkasında gizlenmiş, minik ve ışıltılı ağaçlarla dolu bir açıklığa vardı. Burası, dallarında güneş parçaları taşıyan Işık Meyveleri’nin bahçesiydi. Ancak Kirpi’nin yüzünde bir korku vardı; en öndeki ağacın meyveleri solgun bir griye dönmüştü. “Sönüyorlar,” diye fısıldadı Kirpi, sesi titreyerek. “Eğer kalplerindeki ışık biterse, ormanın yolu da karanlığa gömülür.”

Pofuduk Ayı, solan meyveye yaklaşırken havadaki o ağır, durgun kokuyu hissetti. “Neden sönüyorlar?” diye sordu, sesi alçak ama güven vericiydi. Kirpi, nemli gözlerle Pofuduk Ayı’ya baktı. “Annem, bu bahçenin sadece sevgi ve paylaşılan sırlarla beslendiğini söylerdi. Sakladığım her korku, bir meyveyi solduruyor.” Pofuduk Ayı, Kirpi’nin sırtındaki dikenlerin arasına saklandığını, aslında bahçeyi değil, kendi korkularını gizlediğini o an anladı.

Sönmekte Olan Işık
Pofuduk Ayı, pençesini nazikçe solan meyvenin altına koydu. “Yalnız değilsin,” dedi sadece. O an, Gezgin-Gaga Turna da aşağı inip kanadını Kirpi’nin omzuna koydu. Üç dostun bu sessiz birliği, bahçedeki havayı aniden değiştirdi. Solgun meyve, önce hafifçe titredi, sonra içinden zayıf bir Gümüş Işık Yansıması yükseldi. Işık, havada asılı kalarak batıya, Yankı Kayalıkları’na doğru cılız bir yol çizdi.

“Işık geri dönüyor ama hala çok zayıf,” dedi Gezgin-Gaga, haritasındaki işaretleri ışığın titremesine göre düzeltirken. Kirpi, derin bir nefes aldı ve sırtındaki boşluklara en parlak meyveleri yerleştirdi. “Bu meyveler annemin mirası,” dedi Kirpi, sesi ilk kez bu kadar net çıkıyordu. “Onları korumak, ormanı korumak demek.” Pofuduk Ayı, Kirpi’nin bu itirafıyla birlikte bahçedeki diğer ağaçların da daha parlak yanmaya başladığını fark etti.